Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, fon soruşturmalarına ilişkin olarak, “Devletlerin varlığını sürdüren yapıları ve kurallarıdır. Türkiye, eleştirilen konularla alakalı bir kural yetersizliği barındırmıyor. Kural eksiği yok. İşleri düzgün yürüyen ülkelerdeki kurallar ve kurumlar, Türkiye’de fazlasıyla mevcuttur. Denetim organları da yargı da. Tüm mesele bunların etkin bir biçimde çalışması ve çalıştırılmasıdır” şeklinde ifade etti.
Sabah yazarı Yavuz Donat, Cemil Çiçek ile gerçekleştirdiği röportajı köşesine taşıdı. Çiçek, “Bunca yıllık siyasi kariyerimde şunu gözlemledim… Türkiye içe kapanma dönemine girdiğinde, iç tartışmalara daldığında, uluslararası alandaki önemli gelişmeleri ve fırsatları kaçırıyor. 1950’den sonraki olaylara ve gündemdeki konulara bir göz atalım. Bu söylediklerimin ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz. Bugün itibarıyla Türkiye daha fazla içe döndü, kapanma sürecine girdi” değerlendirmesinde bulundu.
“Dünyanın önde gelen sekiz ülkesinin dışişleri bakanları Türkiye’de toplandı. Şimdi önümüzde COP31 etkinliği var. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi gerçekleşiyor. Küresel bir organizasyon” hatırlatmasını yapan Çiçek, “Maalesef bazı kısır çekişmelerden sıyrılamıyoruz. Ama özellikle vurgulamak isterim ki ben içerideki meseleleri tartışmayı bırakıp üstünü örtelim demiyorum. Sadece içe kapalı kalmamız gerektiğini savunmuyorum” görüşünü paylaştı.
Fon soruşturmaları hakkında da konuşan Çiçek, şu ifadeleri kullandı:
“Devletlerin varlığını sürdüren yapıları ve kurallarıdır. Demokrasi, doğru işleyen kurumlar, uygun kurallar ve bu kuralların etkin bir şekilde uygulanmasıdır.
Türkiye, eleştirilen konularla alakalı bir kural yetersizliği barındırmıyor. Kural eksiği yok. İşleri düzgün ilerleyen ülkelerdeki tüm kurallar ve kurumlar, Türkiye’de mevcut olduğundan fazladır. Denetim organları da yargı da mevcuttur. Tüm mesele bu yapıların etkili bir şekilde çalışması ve işlevselliğidir.
Kurumların etkin çalışması ve kuralların uygulanabilir olması için çaba göstermek önemlidir. Öncelikle burada görev alan bireylere büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü bu kişiler maaşlarını halktan almakta, devletten almaktadırlar. Maaşlarını benden ya da sizden değil, bakanlardan almıyorlar; millet adına görev icra ediyorlar. Milletin beklentilerini hukuksal çerçevede karşılamak sorumluluğu da onlara aittir. Bu kişilerin görevlerini cesaretle yerine getirebilecekleri bir siyasi ortam oluşturulması gerekmektedir. Mesele budur.”
( ALINTI www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2026/10/27/iceriye-kapandik-…)